Yürekçik Taşıyan Yol

Bir savaşçı yürek taşıyan bir yol seçer; yürek taşıyan herhangi bir yol ve onu izler, ve o zaman sevinç duyar ve güler. Bilir, çünkü yaşamının çok yakında sona ereceğini görür. Hiçbir şeyin bir başka şeyden önemli olmadığını görür.

İlk yapan ben değilim bu alıntıyı, sonuncu da ben olmayacağım. Bu savaşçı kavramıyla ilk olarak Doğan Cüceloğlu’nun “Savaşçı” adlı kitabında karşılaşmıştım. Bu kitapta Carlos Castaneda’nın yazmış olduğu kitaplardan da bahsediyordu, bu vesileyle bu kitapların peşine düşmüştüm. Kitaplar derken 12 kitaplık bir dizi aslında. Lise yıllarında okumaya başladım ve her yıl 1 tane olacak şekilde okuyordum, üniversitede bozdum bu durumu ve şu an sanırım okuyacak 5 kitabım duruyor. Bazı kitapları okurken tekrar tekrar başlamak durumunda kalmıştım. Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar ve  Stefano D’Anna’nun Tanrılar Okulu adlı kitabındaki gibi, okumaya ara verdiğimde kaldığım yerden devam etmekte zorlanabiliyordum. Bazı kitapları sakin kafayla, bazı kitapları da biraz soluksuzca okumak gerek bazen.

Kitaplarda, Carlos’un, Yaqui Kızılderisi Don Juan Matus’un yanına gitmesi ve onun yanında çıraklık yaparak öğretilerini öğrenmesi ve uygulaması anlatılıyor. Carlos bizzat kendi ağzından aktarıyor yaşananları. Kitaplar içerdiği konulara göre sıralanmış, yani kronoloji bozulabiliyor. Çıraklığı sırasında zaten not aldığı için bu notlardan kitaplar oluşturulmuş. Yani kitaplar gerçekleri içeriyor. Tabi internette Carlos’un uydurduğunu yalan söylediğini de düşünenler mevcut, ben öyle düşünmüyorum. Yalan da olsaydı, hikâye değerlerinden dolayı kitaplar yine değerli olurlardı.

Bana göre kitapların türü felsefik, psikolojik, kişisel gelişim gibi adlandırılabilir, bazen de doğaüstü bir hâl alıyor. Sonuç olarak enerjinin varlığı önemli bir yer tutuyor.

Castaneda

Bu konu hakkında bir post yazmayı planlıyordum, bugüne denk gelmesinin sebebiyse geçen gün Armando Torres’in “Nagual ile Karşlaşma” adlı kitabını okumamdan ötürüdür. Armando, Carlos’un öğrencisidir, Armando’nun gözlemleri yer alıyor bu kitapta. Tek bir kitap, ve Carlos’un kitapları gibi kapsamlı değil. Carlos’unkileri okumadan bu kitapta bahsedilenleri anlamak mümkün olmaz. Seriden birkaç kitap okuduktan sonra, tabir-i caizse arada çerez olarak okunabilir, benim yaptığım gibi.

Kitapta hoşuma giden sözler vardı, işaretlemeye pek alışamadığım için bir tanesini kaybettim sanırsam, yahut okuduğumda düşünerek farklı yorumladığımdan bulamıyorum. Yine de benzer bir yorumu yakalamaya çalışacağım.

Size sessizliğin, sandalların yanaştığı bir rıhtım gibi olduğunu söyleyebilirim; eğer rıhtım doluysa, yeni bir şey için yer yoktur.

Kendim de böyleyim, özellikle televizyondan da ötürü ufacık bir boşluğumuz olmuyor. Her an birşeylerle meşgulüz. Her anımız planlı, tuvaletlerde bile telefonlarımızla oynuyoruz.

“İki üç gün önce iki saat boşluğum varken net bir şekilde doğayı inceleme fırsatı buldum.” demişti Arif. Rutini kırıp böyle şeyler yapmalıyız işte. Çok hoşuma gitmişti.

Modern hayatın ironilerinden birisi; iletişim geliştikçe, kendimizi daha yalnız hissetmemiz. Sıradan insanın varoluşu, yürek paralayan bir yalnızlık. Arkadaşlık arıyor, ama kendi kendine kalamıyor. Aşkı değerden düşürüldü; hayali saf fantezi. Doğal merakı titizlikle kişisel bir çıkara dönüştürülüyor ve kendisine tüm kalan bağlılıkları.

Gerçekten kendi kendine kalamayan tanıdıklarım var. Farkında olduklarını da sanmıyorum. Yalnız kalabilmek bir yetenek hâline geldi sanki.

Tanrılar kendi kendilerine sorarlar; insanın çok yakınında olmaması için nereye saklasak su bilgeliği? Dağlara mı? Merdiven yapacaktır oralara. Okyanusa mı? Bulana kadar onu bitirecektir. Uzay, Ay ve yıldızlar… bir gün keşfedileceklerdir. Nihayet tanrılar bir karara varırlar, bilgeliği saklamak için en iyi yer insanın içidir, çünkü o, bilgeliği asla kendi içinde aramayacaktır.

Her anımızı dolu yaşadığımızdan kendimize gereken önemi veremiyoruz çoğu zaman. Gerçekten çok doğru, içimizdekini göremiyoruz.

Herkesin kör olduğu bir gezegen hayal et; görmenin olanaklı olduğuna dair bir söylence dolaşıyor ortalıkta, içlerinden kimse ama hiç kimse bunu gerçekleştirememiş. Bir gün içlerinden biri der ki: ‘Görebiliyorum !’ Onlar ne yapabilirler ? Buna inanırlar ya da inanmazlar, ama görme umudu taşıyan birileri daima olacaktır.”

Kitaplarda bazı kavramlar yer alıyor. İçsel sessizliği sağlamak, rüya görmek, özetlemek, iz sürmek, kişisel önemlilik, tonal ve nagual, vb.. Okursanız yorumlarda buluşuruz bu konular hakkında.

Eğer inancın seni ele geçiren bir şeyse, aman dikkat ! Seni özgür kılmayan her şey, seni köle kılar.

Daha önce de dediğim gibi, ben herşeye inanabiliyorum. Eminim ki bilemediğimiz, algılayamadığımız; üstelik kimi içimizde biten birçok kavram mevcut. Ve varlığımızın asıl sebebi bu kavramlarda saklı.

Bu kadar yazdıktan sonra ne diyeyim, benim yolum yol değil gibi şu an. Yürek değil de yürekçik taşıyor 🙂 Ama değişim kaçınılmaz..

Ha unutmadan, ilk kitabın kapağını çok seviyorum. Kitaplar zor bulunuyor diyorlar, arayınca bulunuyor. Farklı kapaklar da denk gelebilir.

Yürekçik Taşıyan Yol” için 3 yorum

  1. Teknoloji bizi hep meşgul ediyor gerçekten, 15 dakika birşey yapmadan sessiz sessiz oturunca istemsiz elim telefona gidiyor ya da ses olsun diye televizyon açıyorum. Tek yaşadığım için bazen kendimi dinleme fırsatım oluyor ama bazen de bu duygusal buhranlara sebep olabiliyor.
    İnsanlar her anını dolu dolu yaşadığını zannediyor ama tam öyle değil. Güzel bir kuş geçerken onu izlemek yerine o an kuşun resmini çekiyor ve anı yaşayamıyor. Zevklerimizin bir kısmı artık sanki hep biraz eksik.
    Ben de sana inanç konusunda katılıyorum. İnanç illa insanın gördüğü, duyduğu şeye inanması demek değil, içimizde olup biten bir kavram. Dediğin gibi insan her şeye inanabilir bence de.
    Postunu baya beğendim. Güzel alıntılar yapmışşın, düşündürücü hepsi de. Yorum yazarken hep geri dönüp bakmak zorunda kaldım 🙂

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s