Demian

Demian

“Seven biri ne sevdiğine yalvarıp yakarır ne de ondan bir istekte bulunur,” demişti bunun üzerine Bayan Eva. “Sevgi, kendi içinde bir kesinliğe, bir olgunluğa ulaşacak gücü barındırabilmelidir. İşte o zaman çekilmekten kurtulur, kendisine doğru çeker karşısındakini. Oysa sizin sevginiz, Sinclair, benim tarafımdan çekilmekte. Günün birinde beni kendisine çekecek gücü gösterdiğinde, gelirim o zaman. Armağanlar vermek istemem ben, ele geçirilmek isterim.”

Hımm, ne demek istiyor böyle, “armağanlar vermek istemem ben, ele geçirilmek isterim” sanırım sevilen taraf olmaktan ziyade, daha çok seven taraf olmak istediğini anlatıyor. İki tarafın da birbirini ele geçirmesini istiyor sanki. Bilemedim dahasını.

Hermann Hesse’nin Demian adlı kitabından çeşitli alıntılar ve küçük yorumlamalarımla devam ediyorum.

“Bir sonraki ilkbahar liseyi bitirecek ve üniversiteye gidecektim. Ama nerede, ne okuyacağımı bilmiyordum henüz. Dudağımın üzerinde ince bir bıyık belirmişti. Büyüyüp yetişkin bir insan olmuştum artık ama yine de katıksız bir çaresizlik içindeydim, belirli bir amaçtan yoksundum.”

Geçmişe baktığımda benim amacım neydi yahu diye düşündürüyor beni, çok para kazanmak mı, para kazanmak için iyi bir işe girmek mi, iyi iş için iyi meslek edinmek mi, aslında meslekler kötü değil ki, bunların arasına mutlu olmayı da eklemek lazım yani çalışırken mutlu olmak. Olumsuzluğa vurmayalım ama pek de mutlu değiliz be değil mi, ya da daha mutlu olabilirdik belki diyelim. Yanlış anlaşılmasın genel bir çalışma yaşamından kastım.

“Kesin olan bir tek şey vardı: içimdeki ses, içimdeki düşsü görüntü. Kendimi körü körüne bu sesin, bu görüntünün yol göstericiliğine bırakmam gerektiğini hissediyordum. Aklımı kaçırmış olmalıyım, diye düşünüyordum sık sık. Kim bilir, belki de başka insanlar gibi değildim ! Ama başkalarının yaptığını ben de yapabilirdim, biraz çaba ve biraz zahmet, elimden gelirdi hepsi; onlar gibi Platon’u okuyabilir, trigonometri problemlerini çözebilir ya da kimyasal analizlerin nasıl yapıldığına başkaları gibi akıl erdirebilirdim. Üstesinden gelemeyeceğim tek şey vardı: karanlıklarda saklı yatan amacı içimden çekip çıkararak başkaları gibi karşımda bir yere oturtmak. Başkaları avcunun içi gibi biliyordu, profesör mü, yargıç mı, hekim mi ya da sanatçı mı olacaklarını; bunun ne kadar zaman alıp kendilerine ne yarar sağlayacağından haberleri vardı. Oysa böyle bir şey benden uzaktı. Belki ben de bir gün adı geçen mesleklerden birini edinecektim, ama şimdiden nasıl bilebilirdim bunu ? Belki henüz arayacak, aramalarımı sürdürecek, daha yıllarca aramaktan geri kalmayacaktım; belki yine de bir baltaya sap olamayacak, bir amaca ulaşamayacaktım. Belki ben de bir amaca ulaşacaktım ama kötücül, tehlikeli, dehşetengiz bir amaç olacaktı bu. İçimde dışarı çıkmak isteyen bir şey vardı, ben onu yaşamaya çalışıyordum yalnızca. Neden böylesine güçtü bu ?”

Küçükken polis olmak isterdim, küçük setler vardı oyuncak. Plastikten kelepçe ve anahtarı, jop, dürbün filan. Polislerden de korkardım biraz, büyüdükçe kimi zaman daha mı korktum ne. Filmlerden özeniyordum herhâlde. Bazı çocuklar hakikaten çok küçük yaştan belirliyorlar şunu olacağım bunu olacağım diye. Bu nasıl kararlılıktır, kendini bilmektir anlayamıyorum. Bazen bir özenti yahut birşeylerin beyne işlemesi sanki. Güzel bir şey aslında, ne mutlu. Gene de kimsenin pek bir şey olmadığı eski çağlara özenmiyor değilim.

Bonus olarak kitabın trailerını verelim, bir video yarışması için oluşturulmuş. Bu arada kitap trailerının olduğunu da ilk defa görüyorum, pek güzel bir şeymiş doğrusu. Trailer sevenler buyursun.

Son olarak, kitabın bendeki etkisinden bahsedeyim, ilk 60 sayfa kadarını bir kerede okudum, yani kitabın üçte birini. Ama kalan kısımında biraz zorlandım. Bunun sebebini biraz da Demian karakterine bağlıyorum. Kitabın başlarında ve sonunda yer alması benim için okunabilirliğini arttırdı. Yazar kitabı 1919 yılında, yaklaşık 3 haftada yazmış, ben de 3 haftada anca okuyabildim. Süper bir kitap diyemem, can bile sıkabilir yer yer, yahut benden çok sevebilirsiniz. Almanca kursunda önerildiği için daha önce Siddharta kitabını da okumuştum. Sırada Bozkırkurdu var.

Demian” için 3 yorum

  1. Siddharta’ yı bende okumak istiyorum. Berna önermişti onu bana. YArım bırakmıştım. Bir ara tekrar başlayacağım. Güzel yazı olmuş. Seçtiğin kısımlar da çok ilginç.

    Beğen

  2. Bozkır Kurdu’nu da okudum. Çok etkilendim. Kitap bazen içerisinde hissetttiğim bir çok durumu çok güzel irdelemiş. Kitabı okuduğum zaman pek de yalnız olmadığımı hissettim.

    Bozkır Kurdu’nu okumanızı kesinlikle öneririm. Teşekkürler Berker 🙂

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s