Küçük Prens

Ne varsa şu kitapta küçük prensi oldum olası sevmemişim, sevememişimdir. Yine de tekrardan bir okuyayım dedim, belki fikrim değişir diye, ama değişmedi. Evet, itiraf ediyorum, küçük prensi sevmiyorum.

Eşsiz bir çiçeğim var diye kendimi zengin sanırdım. Oysa sıradan bir güle sahipmişim. Sıradan bir gül, ancak dizlerime yükselen, biri belki hepten sönmüş üç yanardağ… Demek hiç de büyük bir prens değilmişim.

Sahip olduğu şeylerle kendini nitelendirmemeyi öğrenecek sonrasında.

Evet. Sözgelimi sen benim için şimdi yüz binlerce oğlan çocuğundan birisin. Ne senin bana bir gereksinmen var ne de benim sana. Ben de senin için yüz binlerce tilkiden biriyim. Ama beni evcilleştirirsen birbirimize gereksinme duyarız. Sen benim için dünyada bir tane olursun, ben de senin için.

Bu evcilleştirme olayı dost olmak gibi birşey aslında. Hikâyede çok fazla karakter yok. “Yahu gideyim de bir dost bulayım” deseydi küçük prens, bir pokemon arar gibi evcilleştirecek bir şey aramaya benzerdi yapacağı. Ki dediğim gibi fazla karakter olmayınca çok seçme şansı olmuyor. Ama bizim hayatımızda da bu evcilleştirmeler oluyor. O kadar çok insan var ki seçebileceğimiz, yine de bir şekilde insanları eleyerek daha yakın ve gerçek dostlarımızı oluşturuyoruz. O verilen emek kimilerinde uzun zamanlar dahi görüşülmese 40 yıllık kahve hatırı gibi kalıcı oluyor. Aslında bizi mutlu eden şey dost yanında olmak; o kadar da ayrı kalmasak daha iyi olacak ama n’apalım işte hayat böyle. Bazı gerçekler var ki bile bile aksini seçeriz.

Küçük Prens, güllere bir daha bakmaya gitti: “Siz benim gülüme hiç mi hiç benzemiyorsunuz. Şimdilik değersizsiniz. Ne sizi evcilleştiren olmuş ne de siz kimseyi evcilleştirmişsiniz. Tilkim eskiden nasıldı, öylesiniz. O da önceleri tilkilerden bir tilkiydi ama ben onu dost edindim, şimdi dünyada bir tane.” Yüzükoyun çimenlere uzanıp ağladı. Güller güç duruma düşmüşlerdi. “Güzelsiniz ama boşsunuz,” diye ekledi. “Kimse sizin için canını vermez. Buradan geçen herhangi bir yolcu benim gülümün size benzediğini sansa bile o tek başına topunuzdan önemlidir. Çünkü üstünü fanusla örttüğüm odur, rüzgârdan koruduğum odur, kelebek olsunlar diye bıraktığımız birkaç tanenin dışında bütün tırtılları uğrunda öldürdüğüm odur. Yakınmasına, böbürlenmesine hatta susmasına kulak verdiğim odur. Çünkü benim gülümdür o.”

Bu paragrafta güllere yapmadığını bırakmıyor. Gerçi şimdilik değersizsiniz diyerek sonrası için umut veriyor onlara. Ama kendi gülünü hatırlasa, ne de terbiyesiz gelmişti o gül bana en başında. Çok kendini beğenmiş bir çiçekti, tek kardeş sendromu yaşıyordu belki de, neyse. Daha sonra küçük prens “Senin gülünün digerlerinden daha önemli olmasini saglayan şey, ona ayirdigin vakittir” diyecek ve aslında diğer güllerin bir suçu olmadığını kabul edecektir. Bence kendi çiçeğini çok özlediği için biraz duygusallaşmaktadır.

Her zaman olumlu eleştiriler yapacak değilim gözüme ne çarpıyorsa onu aktarıyorum, bu yüzden küçük prens hayranları kusuruma bakmasın 🙂

Yine de küçük prens’e bir şans verin derim. İsterseniz şu siteden de okuyabilirsiniz.

Bir müddet önce kitabın bir kutu oyunu da olduğunu görmüştüm. Ülkemizde çoğu kutu-kart oyunu gibi pek tabi satılmasa da internetten yahut yurtdışından edinmek mümkün olabilir.

Oyun zevkli gözüküyor, oynamak isterdim. Oyunun ismi The Little Prince – Make Me A Planet, Küçük Prens – Bana Gezegen Yap demek oluyor. Zaten oyunda da bunu yapıyoruz. Kitapta geçen karakterleri ve canlıları içeren kartları kullanarak gezegen yapıyoruz. Fotoğrafta gördüğünüz gibi bir gezegen 16 karttan oluşuyor. Oyunun 4 kişilik oynanışı ise şöyle, kartlar gezegenin ortası, sağı, solu ve skor kartı olmak üzere gruplara ayrılıyor. İlk başta bir kişi bir gruptan 4 kart açıyor, birini kendine alıyor, kalanları istediği kişiye seçmesi için veriyor. En sona kalan kişi bir sonraki 4 kartı açıp ilk seçimi yapan kişi oluyor. En sonunda kartlar bitiyor ve gezegenler oluşturuluyor. Puanlama ise köşelerde bulunan karakterlere göre yapılıyor. Bu köşe karakterleri içerisinde, küçük prens, astronot, kral gibi hikâyede geçen tüm karakterler yer almakta. Ve  her karakterin gezegendeki nesnelere ve canlılara verdiği puan değişmektedir. Örneğin kral güller için puan vermekte, lamba yakıcısı lamba sayısına göre, küçük prens ise hayvan türü ve sayısına göre farklı puanlar vermektedir. Gezegeninize üç baobap ağacı geldiğinde ise o kartlar ters çevrilecek ve üzerindeki puan alabileceğiniz nesne ve canlılar kullanılamayacaktır.

Toparlayıp bitirelim, müptelası da olsak da, çok fazla umursamasak da, küçük prens bilinmesi gerekli bir kavram olarak dünyamızda yerini almıştır. Okunması zaruridir.

Küçük Prens” için 2 yorum

  1. Bu arada yazıda yazdığım küçük prensin güllere kalbinden geçenleri yüreklilikle söylediği gibi ben de yerlere çöp atanlara, çekirdek yiyip yürüdüğü yere atanlara ve benzeri haksızlık ve yanlış iş yapanlara söylemek isterdim, içimdeki inanç bir gün söyleyebileceğimi söylüyor. Birgün onlarla konuşacağım, peki onlar beni dinleyecekler mi..

    Beğen

    1. Berker, içindekine pek güvenme. Akıllık olup yoluna bakmak lazım. Insanlar söyleyince anlayan canlılar değiller. Kendini bilmeyene sen hiç bir şey anlatamazsın. Kendini bilen birine denk gelme ihtimalin çok düşük. Onun için boşver. Küçük Prens’den ben de etkilenmemiştim.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s