Altered Carbon – Değiştirilmiş Karbon

Aslında kendini belli eden şeyler hakkında pek reklama gerek olmasa da, çok fazla spoiler vermeden bir dizi önerisinde bulunayım. Hatta direk dizinin Türkiye tanıtım reklamını aktarayım dedim.

Altered Carbon, Richard Morgan’ın 2002 yılında çıkan kitabından tv dizisine uyarlanmış. İlk kitap 10 bölüm olarak tamamlandı. 2. ve 3. kitaplar olduğundan dizinin devamı geleceği konusunda bir beklenti var, göreceğiz.

Türkiye tanıtımını izlediyseniz, fazla söze gerek olmadan dizi hakkında kafanızda birşeyler oluşmuştur. Netflix’in sitesinde ise tanıtım olarak; “Buzda geçen 250 yıldan sonra yeni bir vücutta dirilen bir mahkûm, özgürlüğünü geri kazanmak için akılalmaz bir cinayeti çözmek zorundadır.” yazmaktadır.

Bunlar sizi biraz meraklandırdıysa bir şans vermeye değer derim. Dizi biraz yavaş başlıyor; fakat birkaç bölüm sonra birden olaylar değişiyor, sonrasında ise sürükleyici bir sona ulaştırıyor diyebilirim, zaten 10 bölüm olduğundan gayet tadında bitiveriyor.

Kişisel bir yorum olarak, dünya ve teknoloji bu yönde gidiyor mu gerçekten diye beni de düşündürdüğünü söyleyebilirim. Alttaki gibi teoriler de mevcut. Adım adım değişimler..

Peki tüm kontrol zenginlerin mi elinde ? Neden olmasın..

Dizinin müziklerine buradan ulaşabilirsiniz.

Netflix’e gelecek olursak, (bilmeyen kaldı mı ki) sitedeki tanımlamayı veriyorum,

Netflix, çok çeşitli ödüllü dizileri, filmleri, belgeselleri ve daha fazlasını müşterilerimizin internete bağlı binlerce cihaz üzerinden izlemesini sağlayan bir yayın hizmetidir. Netflix ile tüm içeriğimizi, tek bir reklam dahi görmek zorunda kalmadan, sınırsız bir şekilde izlemenin tadını çıkarabilirsiniz. Her zaman keşfedecek yeni bir şey vardır ve her ay yeni dizi, film ve programlar eklenir.

Ücret olarak aylık ödeyeceğiniz miktar çok değişmese de, 1 kullanıcılı üyelik alırsanız SD kalite, 2 kullanıcı HD, 4 kullanıcı 4K kalite olarak seçenekleriniz bulunuyor. Çok da uzatmayalım.

Altered Carbon’u izlerken benzer kavramları birkaç filmde gördüğümü düşünmüştüm, sonuçta düşünceler birbirinden etkilenebildiğinden bilimkurguların da benzer yanları olabiliyor. Bu vesileyle sizlere Transcendence ve The Thirteenth Floor filmlerini önermek isterim. Transcendence yapay zekayla ilgili, The Thirteenth Floor ise sanal gerçeklikle ilgili demem yeterli olacaktır. Sanal gerçeklikle ilgili olarak Lucy filmini de örnek verebiliriz; fakat ilk bahsettiklerim beni, acaba !? sorusuyla daha çok karşılaştırmıştı. Son olarak Matrix‘i de sevgiyle analım.

Benzer kavramları içeren Ghost in the Shell ve Her filmlerini de ilave etmeliyiz. Her filmi özellikle günümüz teknolojisine yakın duruyor. Teknoloji gelişim grafiğinde bazen ufak bazen büyük atlayışlarla ilerlemekteyiz.

Bakalım bizi şaşırtacak değişimler neler olacak ve bunlara şaşırmaya devam edecek miyiz yoksa herşey gibi sıradanlaşacaklar mı ?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s